anasayfa altMetin Kurmaca Hiç Kimsenin Kadını


Hiç Kimsenin Kadını

e-Posta Yazdır PDF
"I'm suckin' out his love, 'cause I, I'll never be nobody's wife" Nobody’s Wife - Anouk
Seni aldatan yalnızlığımdı.” Fransız Teğmenin Kadını -John Fowles

 

Ben bir cellatım. Merhametsiz ve zorba...

Onlarca insana kıydım. Hiç kimseye, bir tekine bile acımadım. Bir an bile tereddüt etmedim. Ne elim titredi ne de gözümü kırptım. Yalnız tetiğe bastım.

Çok değil, bir zaman önceydi... Soğuk, çorak, yavan bir rüyadan uyandım: İçimde, göğüs kafesimin boşluğunda saklı duran merhamet çiçeği özünü kusmuş; köklerini sarmalayan toprağı ebediyen kurutmuştu. Tam oracığa, çiçeğin ölü gövdesine bir kor ateş düşmüş için için yanıyordu. Kale duvarlarımı kollamakla mesul karabasanlar koşup yetişmişler; ellerinde oraklar, kalan tüm çiçekleri biçiyor dövüyorlardı. Pelerinlerini savura savura. Kökler koptukça kan bürüyordu gözlerimi. O güne değin ürkek gölgemin serinliğinde uyuyan Cellat ruhum, fütusuz, yükseliyordu omuzlarının üzerinde.

O melun rüyanın sabahında ilk cinayetimi işledim. Titremedi elim. Ve her defasında daha acımasız daha gözüpektim! Öldürdüm kim varsa beni seven. Hepsini... Yok ettim. Kollarını kopardım önce. Ellerimi, bileklerimi tutan kollarını. Bir darbeyle. Söktüm, attım. Kanamadılar. Bir teki bile! Derilerini yüzdüm sonra. Kemiklerine kadar sıyırdım etlerini. Hikmetine varana dek sıyırdım. Gerçek yüzlerini örten etlerini... Kanamadı hiçbiri. Kanamaz. Kolunun koptuğunu göremeyen adam kanamaz. Teni elbisesine yapışık yaşayan anlamaz.

Gözümü kırpmadım bile. Tek hamlede. Liğme liğme ettim hepsini. Bir katilin gözü dönmüş serinkanlılığıyla yaptım tüm bunları. Beni sevdiğini söyleyen tüm erkekleri. Özleyenlerin ve sevdiklerimin tümünü. Hayatımın kıyısından geçmiş kim varsa... İlk önce babamı! Sadece onu değil. İçimde yaşayan ne kadar insan varsa hepsini öldürdüm. En çok da annemi.

Öldürdükçe köpürdü içim. Köpürdükçe öldürdüm.

Ama

hiç

acımadı.

Pencereden dışarı baktım. Herşey naylondandı o kadar... Oturdum; anneannemden anneme, annemden bana kalma karanfil desenli fincana koyu, kıvamlı bir kahve koydum. Ağır ağır yudumladım kaynar sıvıyı. Bir sigara yaktım. Tiryaki kıvraklığıyla. Duvardaki karanlık yansımama baktım: Zafer sarhoşluğuyla deli deli kahkahalar atıyordu, kendi amansız boşluğuna doğru.

Göğsümdeki alevler büyüdü büyüdü; kordan karlar yağdı başımdan aşağıya. İyiden iyiye ele geçirdi kabuğumdan arta kalan beni, içimdeki Cellat. Gölgem ateşin çevresinde çılgınca dans etti. İçimle birlikte ölürken ben de; kimse yoktu artık. Hiç kimse. Meğer, kimsesizlikmiş; özgürlük dedikleri... Anladım.

 

Ahu Parlar Pazar, 03 Ocak 2010 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

Ahu Parlar

1977 doğumludur. Ekonomi dalında lisans, kültürel incelemeler dalında yüksek lisans eğitimi almıştır. Metinleri Altzine, Amargi, Mesele, Radikal2 ve Varlık gibi yayınlarda yayımlanmıştır. Yazar hakkında detaylı bilgi: Ahu Parlar
takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262